Yarının İş Kuralları

Yarın geçerli olacak iş kurallarının temelleri aslında bugünden atılmaya başlanmış durumda. İş hayatının koşulları ve kavramları değişmeye devam ederken bilgi ekonomisi ve onun geçerli kıldığı yeni ortama uygunluk söz konusu olmaktadır.

 

Sermaye sahipleri ve üst düzey yöneticiler, şirket karlarını arttırmaya çalışırken bunun için gerekli olan ve eskisine göre çok daha büyük olan enformasyon ve iletişim yükü yeni iş kavramlarını belirlemektedir.

Yakın zamana kadar işletmeler bugüne kıyasla daha küçüktü. Girişimciler ise kendi iş konuları her neyi gerektiriyorsa bilebiliyor ve işlerini muntazaman yürütebiliyorlardı. Ancak şirketler büyüdü, teknoloji giderek daha karmaşık bir hal almaya başladı. Bunun sonucunda girişimciler için bu bilgi yükünü tek başlarına taşımak imkansız hale geldi. Doğal olarak kendilerine yöneticiler ve uzmanlar tutmaya başladılar.

Şirket içi bürokrasiler oluştu. Kurallar kondu, sistemler geliştirildi, şirket içi bilginin yönetim kademeleri arasında dağılımı gerekti. Şirket içi bilgi dağılımı o denli gelişti ki, yakın geçmişte bu konuda yöneticilerine bağımlı durumda olan girişimcilerin yanı sıra bugün yöneticiler de bilgi konusunda altlarındaki elemanlarına bağımlı hale geldiler.

Teknolojik gelişim sonucunda büyük kuruluşların enformasyona dayalı hale gelmekten başka pek fazla seçenekleri yok gibidir!.. Enformasyona dayalı kuruluşların geleceğinde ise giderek azalan yönetim kademeleri ve yönetici sayıları gözükmektedir. Daha bugünden bu konuda bazı şirketler çalışmalara başlamış bulunmaktadırlar.

 

Yukarıda bahsedilen hususların içinde bir paradoksun gizli olduğu da söylenebilir. Şöyle ki; bugün gerçek işgücü ihtiyacı iyi yetişmiş ve kaliteli insanlardır. Bu ihtiyaç öylesine yüksektir ki, süper güç Amerika'nın bile bu konudaki açığı ancak kaliteli işgücünün ülke dışından temini ile çözülebilir denmektedir.

 

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ihtiyacı ise kat be kat daha fazladır. Hem bu kadar büyük bir ihtiyaç söz konusu edilirken aynı anda yarının iş dünyasında giderek yönetici kadrolarının nasıl azaltılacağı sorusu, paradoksu ortaya koymaktadır. Çünkü yönetici kavramı bize hep kaliteli, tecrübeli ve bilgili insanları çağrıştırmaktadır. Bu çağrışımdır ki böyle bir paradoksun varlığı bizi tedirgin etmektedir. Bu paradoksun açılımı yine kendi içinde gizli bulunmaktadır. Kaliteli işgücü her zaman yönetici olmak demek değildir. Bir işletmede kaliteli işgücü sayısı ne kadar artmışsa yöneticiye o kadar daha az ihtiyaç duyulmaya başlar. Bugün yanında kaliteli astlar istemeyen yöneticinin bilinçaltında yerleşmiş olan korkuları da belki bu yüzdendir. Bu takdirde, her söylediği tartışılmadan kabul gören ve her fikrinin hikmeti kendinde sayılan yönetici tipinin içine düşeceği zorlukları bir düşünün hele!..

 

Geleceğin ticari kuruluşları ve hatta devler kurumlarında çalışacak uzmanlar bilgiye dayalı çalışacak ve kendi performanslarını, çevrelerinden, müşterilerinden, meslektaşlarından alacakları tepkilere göre yönlendirecekler ve revize edeceklerdir.

 

Yeni girişimciler için yukarıda bahsedilen değişimler yeni fırsatlar yaratmaktadır. Öz kural rekabet gücünü arttırmak ve işletmenin devamlılığını sağlamaktır. Bu kural iki hususu gerektirmektedir. Birincisi büyümeye devam et ki, rakiplerinden geri kalma, ikincisi teknolojini çağın gereklerine uydurmayı sakın unutma!..

 

Bu motiflerle hareket edecek girişimcinin bilgi ekonomisinin kuralları bir düstur olarak önünde durmaktadır. Bu kurallar hem daha kaliteli işgücünün kullanımını gerektirmektedir, hem de bir türev olarak yönetici kadrolarının ve kademelerin azaltılmasını söylemektedir.

 

İş dünyasının yeni kavramları çalışanlar için de farklı kurallar koymaktadır. Aslında girişimciler için geçerli olan işgücü de geçerlidir. Eğitimsiz veya az eğitimli işgücü bugün hala bazı açılardan ucuz olması dolayısıyla makbul görülmektedir. Bu durum sanki daha çok insana istihdam olanağı veriyor gibi de düşünülebilir. Ancak gerçek durum bu kesim işgücüne dahil olanların zaman içinde giderek daha az ücret almalarını ve giderek daha az talep görmeleri sebebiyle de işsiz kalmaları sonucunu yaratmaktadır.

 

Gerçek ucuzluk uzun dönemde kalitenin içinde gizlidir. Kaliteyi içeren ürün ve mallar giderek daha çok talep göreceği için göreceli olarak birim üretim maliyetleri başlangıçta kendilerinden daha ucuz olan ve kalitesiz olan ürün ve malların birim üretim maliyetlerinden düşük olacaktır. Kalitesi yükselen işgücünün de alacağı ücret seviyesi ise giderek yükselecek ve daha az kaliteli işgücü arasındaki uçurum daha da büyüyecektir.

 

Bilgi teknolojisinin gelişiminin toplam refah düzeyinin arttırmasını beklemek herhalde çok büyümek bir iyimserlik olmayacaktır.

 

Cahit Alıravcı
10 Temmuz 1995, Virüs Haftalık Bilişim Gazetesi
27 Ağustos 1995 - 3 eylül 1995, Milliyet Gazetesi İnsan Kaynakları Eki

© 2017 Opal Yönetim Danışmanlığı Ltd.Şti.