Günümüzde "kalite" dillerden düşmeyen bir kelime! Kitaplarda konular, makalelerde başlıklar, televizyonda programlar, reklamlarda sloganlar hep kalite üzerine. Ancak ülkemizde kalite denince geniş anlamda akla ilk ve çoğunlukla yalnızca gelen ürün kalitesi olmaktadır. Tüketici için kalite denince kalite denince ürün kalitesinin öncelikli olması çok doğaldır.
Ürün bir şirketin tüm faaliyetlerinin neticesinde ortaya çıkan nihai mal veya hizmettir. Yani bir sonuçtur. Bu sonuç zincirin son halkasını teşkil eder. Zincirin ilk halkaları ise tüm faaliyetleri başlatan, devam ettiren ve olgunlaştıran yönetim kararlarıdır. Bir zincir ancak tek bir halkasının kuvvetli olabildiği kadar kuvvetli olabileceğine göre baştaki halkalar kuvvetli olmadan son halkanın mükemmel olmasını beklemek ne kadar doğru olabilir ki!
Bu yazının konusu, zincirin ilk halkaları ile ilgili : yani yöntem kararları ve kaliteli karar istihsali esas konumuz olacak.
Yönetimde kararların kaliteli çıkabilmesi için: uygun bir ortam, mekanizma ve karar alıcılar gereklidir. Bu üç öğenin bir araya getirilebilmesi bir hayli zahmetli bir uğraş istemektedir. Şirket sahiplerinin ve üst yöneticilerin bu uğraştan başarılı çıkabilmeleri için gerekli vizyona nasıl kavuşacakları ise başlıbaşına ayrı bir konudur.
Ülkemizde maalesef yaygın ve geçerli kabul gören bakış açısı, nispeten kısa vadeli olmaktan ve detaylara boğulmaktan kurtulamamaktadır. Detaylar ile bütün, kısa vade ile uzun vade arasında doğru ve sağlıklı bir ilinti kurulması ideal bir yaklaşım tarzı olabilir. Bu bütünlüğü sağlayacak olan ise "vizyon"dur.
Vizyon kavramına takılı kalıp esas konumuzdan uzaklaştığımı düşünmeyin. Kaliteli karar almak ve vizyon sahibi olmak birbirine sıkı sıkıya bağlı iki kardeş gibidir. Vizyon sahibi kişiler, kaliteli kararların alınmasına imkan tanıyacak uygun işletme ortamını, uygun mekanizma seçimini ve uygun karar alıcıları yani uygun yöneticileri bir araya getirmeye çalışırlar.
İşletme içinde uygun ortam; yöneticilerin doğru yetki ve sorumluluklarla donatılmaları, kurum içinde olabildiğince özgür biçimde fikir üretme ifade etme şansının tanınması ve şeffaf bir yönetim tarzının uygulanmaya başlanması ile yaratılabilir.
Özellikle geçmiş teknoloji ile üretim yapan veya birçok şirketin idare merkezi durumundaki holding şirketlerinde teknik adam ve uzmanlardan yüksek verim almanın birinci kaidesi olarak bu uygun ortamı hazırlamak gözükmektedir.
Uygun işletme ortamının hazırlanmasının ardından uygun karar alma mekanizmasının geliştirilmesi gelmektedir. Bu ise doğru örgüt yapısının seçimi demektir. Merkezi, adem-i merkezi, şemsiye türü örgütlenmeler, kademe azaltılması veya hiyerarşik düzen nasıl olsun gibi birçok kavram günümüzde sıkça tartışılır olmuştur. Örgüt yapısının düzenlenmesinde ele alınması gerekli bir dizi sorun bulunmaktadır. Hangi sektörde, hangi ülke veya bölgede, hangi teknoloji ile üretim yapılmaktadır gibi sorulara verilecek cevaplar örgüt dizaynını hazırlayan kişilere yön göstermektedir.
Hangi örgüt tipi seçilirse seçilsin, karar alma makanizmasının işlemesi aynı sırayı takip ederek gerçekleşmektedir. Basit hatları ile bu sırayı çözümlersek : * Bilgi Toplama * Analiz Etme * Karar Alma * Uygulamanın Takibi * Revizyonlar şeklinde oluştuğunu görürüz.
Şirketler veya diğer kurumlar için geliştirilen IT "Information Technology" stratejileri yukarıda takip edilen genel rota üzerinde yol almaktadır.
Karar alma mekanizmasında bilginin edinimi ve kullanımı için 4 öge göz önünde tutulmaya çalışılmaktadır : BİLGİ'nin - doğru ve güvenilir olması, - güncel olması, - erişilebilir olması, - ekonomik olması.
Kaliteli karar almada son ve belki de en önemli unsur ise, uygun yöneticilerin seçimidir. Bu unsur tamamen insan'a dayanmakta olup şirketlerimizde klasik olarak "personel" olarak anılan departmanın bile adının değişmesine yol açmıştır. Bu departmanın adı artık "insan kaynakları" olmuştur!
İsim değişikliği çok güzel ama acaba altında yatan felsefe de ideal isteğe uygun mu? Eski felsefemiz devam edecekse isim değişikliğine ne gerek var!
Bu işin üstadları bana kızmasın ama bence hala çok fazla bir değişiklik olmuş değildir. Personel departmanına yeni bulunan isim bile eski felsefenin devamı gibi geliyor bana. İnsan kaynakları departmanı!..
İnsanı hala şirket için bir kaynak gibi görmeye devam ediyoruz. Tıpkı para ve makine gibi. İnsan unsuru şirket için bir üretim kaynağı gibi görülmeye devam edilmesi bence yıllarca sürecek çok büyük bir zaman kaybına yol açmaktadır. Para ve makine şirket için gerçekten birer kaynaktır ve karar alamazlar, edilgendirler. İnsan ise bizim karar alacak olan unsurumuzdur yani etkendir.
Kaliteli karar almak için kaliteli karar alıcılara, yani kaliteli yöneticilere, yani kaliteli insanlara ihtiyacımız bulunmaktadır. Kaliteli kararlar; güvenilir, doğru ve toplumu ileriye taşıyabilecek kararlardır.
Cahit Alıravcı
3 Temmuz 1995, Virüs Haftalık Bilişim Gazetesi |